Ana içeriğe atla

Kayıtlar

kitap etiketine sahip yayınlar gösteriliyor

Şu büyümek, ağır çekim bir intihar değil miydi?

Bir sene daha geçti gitti baksana. Hayatının bir parçasını daha çaldılar, sen hiçbir şey yapamadın, yapamazdın. Geriye dönüş yok öyle, sadece ‘Geleceğe Dönüş’ var, o da film zaten. Neyse konumuz gelecek değil geçmiş. Konumuz, artık gördüğün her küçük çocuğun senden daha ilgi çekici olması, o küçük veledin -ah canım başına neler gelecek senin - sana ‘abla’ veyahut ‘teyze’ başta olmak suretiyle taktığı klişe isimlerle seslenmesi...  Aile tarafından atılan ‘sorumluluk’ nutukları – örn; evi otel gibi kullanamazsın - , her orta yaş üzeri toplantılarda bitmeyen ‘eee ne zaman evlendiriyoruz seni’ muhabbeti… Hepsine şöyle cici cici bakıp ‘ inş cnm yaa’ demek istiyorum lakin bunu demekle bitmiyor. Bak gitti işte özgürlük. Hani büyüyünce özgürdük! ‘Özgürlük’ nedir bilmezken ben çok mutluydum. Büyüyüp ‘özgürlüğümüzü istiyoruz’ diyenlere gülümserdim öncelerde, gülünce başıma bi iş gelecekti elbette. Aklıselim bir şekilde düşününce çaktım köfteyi; büyüyene kadarmış ‘özgürlük’ ...

An’da Kal!

Mesela şirin bir kafe'desiniz. Daha doğrusu kafe'den içeri giriyorsun. Şimdi benimle hayal et ve an’da kal sevgili okuyucu. Kafasına göre bir an yaşama hasretiyle yanıp tutuşanlar, var mısınız yolculuğa? Hadi bakalım… Kafe eski püskü ama şirin mi şirin, sanki Fransa’nın arka sokaklarında kıyıda köşede kalmış bir kitapkafe. İçeri girdiğinde kapının sesiyle irkiliyor insanlar. Çok fazla değil, 3-5 kişi var sadece. Canın kahve çekmiş, biraz kitap biraz keyif, tek derdin. Biraz da seviyorsun gözlemlemeyi etrafı, insanları...  Geldiğin saat, bu amaç için oldukça saçma ama ‘idare eder’ diye düşünüp kendine bir köşe beğeniyorsun. Eski püskü bir sedir dikkatini çekiyor, üzerinde biraz kedi tüyü var, tiksinmezsin nasılsa gidip oturursun. O anda bir kedi olmayı hayal ettiğini biliyorum, zaten hava buğulu biraz yağdı yağacak. Sanki üzerinde bir ağırlık var, uyanmak için geldin ama vücudun devrilme hevesi içinde. Kıvrılıp yatman insanların seni deli sanmasına yol açabileceği...

Sanat’ta Ortak Buluşma Noktası; Caffe Dante

Küçük zaman diliminde büyük keşifler yapma zamanı mı dersiniz?  Konya'ya yolunuz düştü diyelim, hadi gelin bir mekanı keşfe çıkarayım sizi, Konya için oldukça sıradışı bir Cafe... Dante'nin düşünceleriyle, Alfred'in sözleriyle, Mevlana'nın izinde ...   Bundan sonra her ay bir mekânı sayfalarıma taşımak, ortamın havasını koklayıp size aktarmak için kollarımı sıvadım. Bu ay Konya’da bir Sanat/Kitap Cafe’yi; Konya’nın en meşhur muhiti Zafer Caddesi’nde yer alan Caffe Dante’yi mercek altına aldım. İnceminare Sokak’ta bir apartmandan içeri giriyorum, merdivene doğru yönelirken duvarlara yazılarla, şiirlerle bezenmiş parşömenlerin iliştirildiğini görüyorum. Merakla inceleyerek, Caffe Dante’nin kapısından içeri meyil ediyorum. Daha girmeden bu diyalog karşılıyor beni: -Acıma… Klopski öfkeyle sertçe haykırdı:  -Acıma yok! Ya sevgi yüzünden ya da sevgi uğruna savaşırken ezilip gideceğiz. Hangisi olursa olsun, mahvolmak bizim yazgımız. (Maks...