Ana içeriğe atla

Kayıtlar

röportaj etiketine sahip yayınlar gösteriliyor

Alpay Aksum, Konya'da Sanat İçin Direniyor

Doğu-Batı arasında köprü kuran, her görüşten ve her düşünceden insanı bir araya getiren, dolaylı  yoldan insanlar arası iletişimi sağlayan en etkili yol tiyatrodan geçer.  Devlet Tiyatroları yıllardan beri  Anadolu’ya, gidilemeyecek her şehirde oyunlarını sahnelemiş, binlerce çocuğun yüzünü güldürme amacı gütmüş. Anadolu’nun önemli şehirleri statüsünde bulunan Konya da sanatı yaşamaya –çalışan- şehirler arasında başı çekiyor. Önce öğrenci olarak Konya'da yaşamaya başlayan, oyunculuk yaptığı zamanlar dahil, 20 yılını sanat için Konya’ya geçiren, tabiri caizse bunun için savaşan, Aksum ile konuşma şansına erişiyorum. Konya Devlet Tiyatrosu Müdürü ve Genel Sanat Yönetmeni Alpay Aksum, Müdür değilde bir ağabey gibi tiyatroyu, sanatı koruyor kolluyor ve Konyalıya benimsetmeye çalışıyor, daha da açık bir şekilde "direniyor". Konya için ve Konya'da okuyan konservatuar öğrencileri için büyük bir şans yani... Ben Alpay ağabey ile tanışmaktan büyük keyif aldım. işte röport...

Yekta Kopan: Yazmak benim “Hayatım"

                                             Fotoğraf: Serkan Kılıç - Röportaj: Ceren Türkmen G eçtiğimiz aylarda Yekta Kopan, Ankara'ya geldi. Ankara'ya geleceğini bilmezken, ben zaten kendisine mail atmış, röportaj talebimi belirtmiştim. Bu teklifime olumlu bakmış ve geldikten sonra konuşmak üzere sözleşmiştik. Ben büyük bir heyecanla CerModern'e gittim. CerModern Ankara'da sevdiğim yerler arasında en üst sıralarda yer alıyor. Beni Ankara dışında hissttirdiği için mutlu olduğum bir mekân.  CerEdebiyat söyleşileri kapsamında Ankara'ya gelen Ankaralı yazar, sunucu ve seslendirmen Yekta Kopan benim ricamı kırmadı ve sorduğum sorulara cevap verdi. Onu Gündüz-Gece programından tanımış, şimdiye kadar yalnız 2 kitabını okumuştum. Elbette ki Buz Devri'nde seslendirdiği Sid karakterini de unutmak münkün değildi. Kültür-Sanat aşığı bir insan olarak onun programla...

Doğru Yolda Olmak mı, Olmamak mı?

Bende her genç gazeteci gibi çok idealist bir başlangıç yapsam da Ankara'daydım ne yazık ki. "Ne kadar idealist olabilirim ki Ankara'da?" sorusunu mesleğe başladıktan bir sene sonra soracaktım kendi kendime. Bunu biliyordum, her şey hep güzel gitmeyecekti, çıkacaktı mutlaka bir problem. Hayat dediğin ne zaman sürpriz yapmadı ki? Cennet, cehennemle birlikte var olmuştu ne de olsa... Ben 2008 yılında Show TV'de stajımı yapmaya başladığım anda şekillendirecektim geleceğimi. Hayatta gerçekten "Tüh"lü geçmiş zaman' da varmış. Bir gün bir muhabir, Özgür Akbaş, çekti biz stajyerleri bir kenara, ne bilip bilmediğimizi sordu. Gündemin en cafcaflı zamanları, AKP bir dönemeçte, kapatılsa mı, kapatılmasa mı?, ERGENEKON patlak vermiş, göz altılar peşpeşe... Kene bir yandan tehdit unsuru olarak hayatımıza girmiş... Show tv stajımdan birçok şey öğrendim ama en önemlileri; her şeyden önce "ASLA TARAF OLMAYACAKSIN" 1. gündeme asla 'fransız' k...

Erkan Can: "Tiyatrodur, iyidir"

İstanbul Halk Tiyatrosu geçtiğimiz sene 3 muhteşem oyunuyla Ankara’ya geldi. Şinasi Sahnesini kiralayarak Ankaralıları 6 gün boyunca sanata doyuran İstanbul Halk Tiyatrosu, ilk olarak, çok kısa zaman önce sahnelenmeye başladıkları, senaryosunu Yıldıray Şahinler’in yazdığı ve oynadığı, Erkan Can’ın muhteşem oyunculuğunu ortaya koyduğu “İhtiyar Balıkçı ve Deniz” ile karşımıza çıktı.  Başarılı bir hikaye;  büyüleyici bir dekor ve muhteşem oyunculuklarla birleşince ortaya çıkan sanatın tadından yenmiyor gerçekten. Erkan Can’ı daha önce hiç tiyatro sahnesinde izlemediğim için oyun öncesinde içimi mutluluk ve heyecan silsilesinin kapladığını itiraf edeyim. Kendisini ilk defa “Mahallenin Muhtarları” dizisinin “Temel”i olarak tanıdık ama “Gemide” filminin efsanevi “Kaptan” rolüyle ben dahil herkesin kalbinde taht kurduğu kesin… Usta oyuncuların önünde insan heyecanlanıyor haliyle… Oyun Erkan Can’ın sesiyle “perde” diyor. Can, “usta” diyebileceğimiz mertebeye erişse de ...